|
Karaköy Lokantası
Liman çevrelerindeki eğlence mekanlarından, lokantalardan, barlardan uzak durmaya çalışırım. Buradaki mekanlar, günler boyu kara görmemiş denizcilere göre dizayn edilmiştir. Yani bela her an yakanıza yapışabilir.
Mehmet Yaşin / sehir.ekolay
|
|
Ne sunum da ne lezzet de bir özen vardır. Her şey müşteriler gibi kaba sabadır. Bu nedenle gittiğim deniz kıyısı kentlerde, limana yolumu hiç düşürmem.
Ama Karaköy'deki liman, bunlar arasında bir istisnadır. Nasıl olmuşsa olmuş, lezzetli mekanlar burada yer almıştır. Örneğin Liman Lokantası, bir zamanlar kentin en ünlü lezzet duraklarından biri olmuştur. Keza Güllüoğlu Baklavacısı, damak çatlatan tatlılarını burada üretip, burada müşterilerine sunmaktadır. Bu ay size tanıtmaya çalışacağım "Karaköy Lokantası" da bu semtin sakinlerinden biridir.
Gümrük binasının hemen karşısında yer alan lokanta, son 8 aydan beri çift kişilikli bir görünüm almıştır. Öğle servisinde, çevrede çalışanların kapıda kuyruk oluşturdukları bir esnaf lokantasıdır. Tezgahın üstünde sergilenen tencere yemekleri, insanın ağzını sulandırır. Sarmalar, hünkar beğendi, nohutlu karnabahar, güveçte kuru fasulye insanın damağında unutulmaz tatlar bırakır.
Akşam olunca lokantanın ikinci kişiliği devreye girer. Esnaf lokantası, yerini keyifli bir meyhaneye bırakır. Karaköy Lokantası, dıştan bir Fransız bistrosunu andırır. İçeri girince karşınıza Osmanlı esintili bir meyhane çıkıverir. Duvarladaki turkuvaz çiniler, ortada üst kata döne döne çıkan ferforje merdiven ortama sıcak bir görüntü sunuyor.
Garsonlar iki kuşaktan oluşuyor. Tecrübeliler hemen fark ediliyor. Diğerleri ise çevredeki üniversitelerde okuyan öğrenciler. Hepsi nazik ve güler yüzlü.
Mezelerin lezzeti yerli yerinde. Beyaz peynirin ucuzuna kaçılmamış. Ezine'den keçi-koyun karışımı. Tam rakı eşlikçisi. Nanesi, zeytinyağı yerli yerinde olan meyhane cacığı ise tam kıvamında. Lakerda bir baş yapıt sanki. Pamuk gibi adeta. Bıçağa gerek yok. Çatalın kenarını dokununca bölünüveriyor. Yanındaki kırmızı soğanla, muhteşem bir ikili oluşturuyorlar. Fava biraz yumuşak ama lezzeti yerli yerinde. Humus da Antakya'da yediklerimi aratmıyor. Ama topikte ölçü tam tutturulamamış. Aslında bu oruç yemeğini yapmak herkesin harcı değildir.
Sanırım titiz bir işletmeci olan Oral Kurt bey buna bir çözüm bulacaktır. Paçanga böreği de gereğinden fazla yağ çekmiş. Bana mı tesadüf etti, yoksa her zaman mı böyle? Bir mekanın marka olabilmesi için lezzetlerde devamlılık şarttır. Her gittiğiniz de aynı lezzeti alacağınızdan emin olmalısınız. Onun için meyhanelerin "müdavimleri" oluşur. Onlar, güler yüze, hoş sohbete, lezzetli mezeye ve uygun hesaba gelirler.
Akdenizli akyadan yapılan balık pastırmasının tadı, normal pastırmayı aratmıyor. Yalnız dikkatli yemek lazım, çemenin kokusu insana yapışıp kalıyor sanki. Kalamar ızgara da, tava da kıvamında kızartılmış. Kağıtta pastırma, damakta şaşırtıcı tatlar bırakıyor. Balık çeşidi öyle bol değil. Mevsimin balığı neyse o servis ediliyor. Yaprak ciğer kıvamında kızarmış. Yanında soğanla birlikte sıcak sıcak çok lezzetli oluyor. Oldum olası rakı sofralarında gözüm hep yaprak ciğeri arar. Ciğer ustalık ister. Sinirini iyi ayıklamazsan, zarlarını tam soymazsan ağızda sakız gibi uzayıp gider. Tabii kıvamında pişirmek de çok önemli. Kavrulmaması gerekir.
Kuzu şiş de tam kıvamında pişmiş. Suyu kaçmamış. Pirzolalar da öyle. Ben rakı içerken mezeden yemeğe pek atlamam. Çatalın ucuyla tabaklar arasında oyalanırım. Onun için ana yemekler hakkında pek bilgi sahibi olamadım. Ama öğle servisinde önünde kuyruk oluşan bir lokantanın aşçısı, akşam mönüsünde de hünerini ortaya döküyordur mutlaka.
Karaköy Lokantası, giderek sanatçıların, yazarların, çizerlerin, öğretim üyelerinin, içmesini becerebilen akşamcıların buluşma noktası olmaya başlıyor. Her yeni mekanda bütün özene rağmen bir takım aksilikler olur ve zaman içinde düzelir. Karaköy Lokantası'nın mekan olarak pek hatası yok ama, mutfağın küçük dokunuşlara ihtiyacı var. Bu da gerçekleşirse, İstanbul güzel bir meyhaneye daha kavuşur.
Adres: Kemankeş Cad. 35/A
Tel: 212-292 4455
|
|
|
|
Yorumlar
(1)
|
|
 |
Emre |
04.11.2009 17:18:57 |
| Bir kez gittim. Bana eşlik eden kişi çiğ tavuk çiğniyormuşum gibi bir hisse kapılmamı sağladıysa da, sıkıntı içinde atrafa baktığımda gördüm ki ortam güzeldi, abartı yoktu. Yemekler lezizdi, 25 yıl önce babamın ısmarladığı gibi tavuklu pilavı, beğendisi... Yoğunluk nedeniyle bir köşeye sıkıştım, siparişi yanlış aldı genç ve samimi garson, küçücük masayı kocaman bir sürahiyle kapladıklarından yemeklerin yarısını radyatör ve pencerenin içine dizdim ama olsun. Hepsine varım da, hesabı bir tabağın üzerinde uç |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorumlar
(1)
|
|
|
|
Bu haberi kişi okudu.
2551
|
|